Öşk Vank Manastırı 

ÖŞK MANASTIRI (ÖŞK VANK) KİLİSESİ


Çoruh Nehri ve kollarının suladığı vadiler, tarih kaynaklarında Tao-Klarjeti adı ile bilinir. 9. yüzyıl başından 11. yüzyılın ilk çeyreğine kadar bölge derebeylik sisteminde, birbirinden bağımsız kent devletleri şeklinde yönetilir. Bu dönemde Gürcü beyleri para ve toprak yardımı ile manastır mimarisini desteklemişler ve bölgede manastır yaşamı canlanmıştır.
Aşağı Tao-Klardjet sınırları içinde kalan Öşk Manastırı Erzurum İli, Tortum İlçesi, Çamlıyamaç Köyü’ndedir. Manastırdan günümüze kilise, üç şapel, yemekhane ve el yazmalarının kopye edildiği ve korunduğu kütüphane binası ulaşmıştır.
Manastır kilisesi, üzerindeki yazıtlara göre 963-973 yılları arasında, Gürcü Kralı Kuropalat Adarnese’nin oğulları David (krallığı 961-1001) ve Prens Bagrat (ölümü 966) tarafından inşa ettirilmiş ve Vaftizci Yahya (Ioannis Prodromos)’ya adanmıştır.
1022 yılında bölgenin Bizans İmparatorluğu denetimine geçmesinden sonra kilisenin yıkılan kubbesi Bizans İmparatoları II. Basileos (ö. 1025) ve VIII. Konstantin (ö. 1028) tarafından onartılır.
Bölgedeki piskoposluk merkezlerinden biri olan Öşk Manastırı 11. yüzyılda elyazmalarıyla ünlü önemli bir kültür merkezidir. Bu önemini 15. yüzyıla kadar korur. Manastır Kilisesi, 19. yüzyılın sonundan 1980 yılına kadar cami işlevi ile kullanılır. 1985 yılında ise TC. Kültür Bakanlığı tarafından tescil edilerek korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasına alınmıştır. Osk Vank Monastery
Öşk Manastır Kilisesi, sonradan eklenen batı bölüm hariç, dıştan 43.80x29.70 m. boyutlarındadır. Bu boyutları ile bölgedeki en büyük haç planlı Gürcü kilisesidir. Yapıya giriş kuzey, güney ve batı haç kollarının duvarlarındaki kapılardan sağlanır.
Kare planlı orta mekan, dört serbest destek üzerine oturan yüksek kasnaklı kubbe ile örtülüdür. Kubbeyi taşıyan güneybatı payenin doğusundaki nişin yüzeyine, kiliseyi inşa ettiren kral David ve prens Bagrat’ın büst tarzındaki tasvirleri işlenmiştir. Merkezi mekan dört yönde, haç kollarıyla genişletilmiştir. Doğu, kuzey ve güneyde eş boyutlu olan haç kolları yarım daire planlı apsislerle sonlanır. Apsislerin iki yanındaki mekanlar ve batı kolun kuzeyindeki mekan iki katlıdır. Merdiveni bulunmayan ikinci kattaki odaların inzivaya çekilen keşişler tarafından kullanıldığı tahmin edilir.
Diğer haç kollarına göre daha uzun olan batı haç kolu, doğu batı doğrultusunda diktörtgen planlıdır. 11.-12. yüzyıllarda, batı haç kolunun güneyine ve batısına iki yeni mekan eklenmiştir. Batıdaki mekan ayinlerde kullanılan kutsal eşyaların saklanmasına, güneydeki mekan ise hıristiyanlığı yeni kabul edenlerin ibadet etmesine ayrılmış olmalıdır. Kemerlerle kilisenin güneyine açılan güneydeki mekanın içinde, yüzeyi bezeli sekizgen bir sütun bulunur. Sütunun gövdesini kaplayan bitkisel motifler arasında bazı azizlere ait tasvirler, sütun başlığında ise yakarış sahnesi, Aziz Simeon ve Serafimleri yansıtan tasvirler bulunur.
Kilisenin içindeki bir yazıta göre 1036 yılında, Patrik Gagik’in parasal desteğiyle, kilisenin duvarları fresko tekniğindeki resimlerle bezenmiştir. Günümüze sadece kuzey, doğu ve güney apsislerdeki üç İncil konulu sahne ve bazı figürler ulaşmıştır. Kuzey apsisdeki “Meryem’in ölümü” sahnesinden iki melek ve havarilerden bazıları seçilebilir. Güney apsisin sol tarafındaki “İsa Çarmıhta” sahnesinden incil yazarı Yahya ve arkasındaki Roma askeri günümüze ulaşmıştır. Güney apsisin ortasında üstte İsa ve iki yanında Meryem ve Vaftizci Yahya’dan oluşan “deisis” (yakarış) ve bu sahnenin sağında Oltu-Penek’te bulunan Bana Kilisesi’nde yapılan bir düğün resmedilmiştir.
Oshki Vank Kilisenin düzgün kesme taşlardan örülen dış duvarları, kör kemer dizileri ve aralarındaki derin nişlerle hareketlendirilmiştir. Dışta pencere ve kapı çerçevelerinde geometrik ve bitkisel bezemelerin içlerinde hayali yaratıklar ile güç ve koruyucu sembolü arslan, kartal, boğa gibi hayvanlar işlenmiştir. Güney duvarda ise yüksek kabartma tekniğinde yapılmış melekler dikkat çekiçidir. Güneydeki kapının üstünde başmelekler Gabriel ve Mikael ve onların altında kartal ve geyikten oluşan bir mücadele sahnesi gösterilmiştir.
Güney duvarın doğusunda, yüksek kabartma tekniğinde beş figür kazınmıştır. Burada ortadaki İsa, solunda Meryem ve sağında Vaftizci Yahya’dan oluşan “deisis” (yakarış) sahnesi bulunur. Bu sahnede, Meryem ve Vaftizci Yahya günahkarların affedilmesi için İsa’ya yakarır. Solda Meryem’in yanında Kral David ve sağda Vaftizci Yahya’nın yanında prens Bagrat yaptırdıkları kilisenin maketini sunarak günahlarından arınmayı umar.
Kilisenin batı duvarındaki iki pencerenin üzerinde sütun üzerinde ibadet eden Aziz Simeon tasviri bulunur. Aziz Simeon kare biçimli bir sütun üzerinde, elleri iki yana açık dua eder halde gösterilmiştir.
Kiliseden sonra manastırın en önemli yapısı yemekhanedir. Ortaçağ manastırlarında yemekhane yemek yeme işlevinin yanında dini içerikli kitapların okunduğu ve toplantıların yapıldığı bir yerdir. Kilisenin 30 m. kuzeyindeki yemekhanenin günümüzde güney duvarı ve örtüsü yıkılmış, zemini toprakla dolmuştur. Kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olan yapı, 33.80x18.50 m. boyutlarındadır. Bu boyutları ile kalabalık bir keşiş grubunu ağırlayabilecek kapasitededir. Yapı, kabaca işlenmiş taşlar kullanılarak inşa edilmiş; örtüyü taşıyan paye ve kemerler düzgün kesme taş ile örülmüştür.
Yemekhanenin kuzey duvarına bitişik olan yapının kaynaklarda el yazmaların saklandığı kütüphane binası olduğu belirtilir. Kütüphane binasının dört yönde birer girişi bulunur. Bu girişlerden güneydeki yemekhaneye açılmaktadır.
Manastırın üç şapelinden sadece biri günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Kilisenin 200 m. güneybatısındaki şapel doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı tek bir mekandan oluşur. Kilisenin 150 m. güneybatısında ve 50 m. güneyindeki diğer iki şapel büyük ölçüde yıkılmıştır.